Eğitim alanında dikkat çeken gelişmelerin yanı sıra, Bilal Erdoğan’ın AK Parti Genel Başkanlığı’na getirilmesi yönündeki tartışmalar da gündeme gelmeye başladı. Gazeteci Sedat Bozkurt, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlunu parti liderliği pozisyonuna taşımak istediğinin artık net bir gerçek olduğunu belirtti. Bozkurt, “Bu değişim için anayasa değişikliğine ihtiyaç yok; sadece Erdoğan’ın ve ardından AK Parti’nin büyük kongre delegelerinin onayı yeterli,” dedi.
12 Nisan 2026 tarihli kulis bilgilerine göre, AK Parti içinde en büyük krizlerden biri, Cumhurbaşkanı Erdoğan sonrası liderlik mücadelesi olarak öne çıkıyor. Kulislerde ismi geçen birçok aday arasında, Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın öne çıktığı görülüyor. Sedat Bozkurt, kendi yazısında babadan oğula geçen bir siyasi mirasın olmadığını vurgularken, örnek olarak MHP’nin kurucusu Alparslan Türkeş ve Millî Görüş hareketinin lideri Necmettin Erbakan’ı gösterdi.
Bozkurt, “Erdoğan’ın AKP Genel Başkanlığı’na Bilal Erdoğan’ı atamak istediği artık aşikâr. Bunun için anayasa değişikliğine gerek yok. Öncelikle Erdoğan, sonrasında AKP kongre delegeleri karar alabilir,” dedi. Ayrıca, “Babalar ve oğulları” konusunun siyasi bir simge haline geldiği MHP örneğinden yola çıkarak, Türkeş’in çocuklarının partinin karşısında konumlandığını hatırlattı.
Bozkurt, MHP’nin kurucusu Türkeş’in çocuklarının, politik anlamda MHP ile bağlarını kaybettiklerini ifade etti. “Çocuklara politik bir miras kalmadı,” diyen Bozkurt, MHP’nin kurucusunun çocuklarının siyasi olarak tam aksi bir pozisyonda yer aldığını vurguladı. Tuğrul Türkeş’in MHP genel başkanlığı için aday olduğunu, ancak kaybettiğini, ardından kendi partisini kurduğunu ve şimdi AKP’de bulunduğunu belirtti.
Yazısında, “Millî Görüş hareketinin kurucusu Necmettin Erbakan’ın oğlu Fatih Erbakan da babasının hareketinden ayrılarak Yeniden Refah Partisi’ni kurdu. Erbakan ailesi hala siyasette yer almasına rağmen, babasının yol arkadaşları Saadet Partisi’nde kalmaya devam ediyorlar,” ifadelerini kullandı.
Bozkurt’un dikkat çekici bir diğer örneği ise Büyük Birlik Partisi’nin kurucusu Muhsin Yazıcıoğlu’nun ailesinin, parti yönetimiyle arasındaki mesafe oldu. Yazıcıoğlu ailesinin partiyle olan ilişkilerinin neredeyse sıfıra indiğini belirten Bozkurt, “Mevcut siyasi ortamda tek istisna, Büyük Türkiye Partisi olabilir. Baba Haydar Baş’tan sonra oğlu Hüseyin Baş genel başkan oldu. Ancak burada cemaat olma niteliği daha belirgin,” dedi. Hüseyin Baş’ın babasının politik kimliğinden daha ileri bir kimlik inşa ettiğini de vurguladı.